METEOROLOJİK KÖKENLİ AFETLERİN KIYISAL ALAN KULLANIMLARINDAKİ ETKİSİNİN AZALTILMASINA YÖNELİK PEYZAJ TASARIM VE UYGULAMALARI

1950’den sonra kentleşmenin ve sanayileşmenin getirdiği hızlı büyüme ile tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizin doğal yapısı ve peyzajında da hızlı ve yoğun değişmeler yaşanmaktadır. Günümüzde hızla gelişen kentler; hızlı nüfus artışı, kırdan kente göç, kentlerdeki yoğun iş yaşamı, trafik sorunu, hava ve gürültü kirliliği, doğal alanların hızla tahrip ve yok edilmesi, aşırı nüfus artışı ile şekillenen kentsel alanlar gibi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Kentlerde görülen bu olumsuz etkiler insanların serbest zamanlarını geçirebilecekleri sosyal, kültürel ve fizyolojik açıdan çeşitli şekillerde yararlanabilecekleri rekreasyon ihtiyacını giderebilecekleri ortamlara gereksinim duymalarına neden olmaktadır. Rekreasyonel aktivitelerinin gerçekleştirildiği mekanlar kent kullanıcılarının ihtiyacına göre şekillenirken (kent parkları, çocuk oyun alanları, vb.) bir kısmı da mevcut nitelikleriyle (ormanlar, deniz kıyıları, vb.) rekreasyon alanı olma özelliği taşımaktadır. Kıyısal alanlar konumları gereği, sanayi ve endüstriyel faaliyetler dışında rekreasyon ve turizm açısından yoğunlaşmanın olduğu genel noktalardır. Suyun kıyıya sağladığı fırsat ile kıyısal alanların rekreasyonel değeri artmaktadır. Kıyı kentleri kıyısal alan olma özelliği açısından değerlendirildiğinde kıyı peyzajının kalitesinin artmasına ve rekreasyonel açıdan şekillenmesine katkı sağlamaktadır. Bu bağlamda kıyısal alanlar kent kullanıcılarına sunulurken, kıyıların korunmasını sağlamak ve sağlıklı bir planlama yapabilmek için, kıyılara olan rekreasyonel istek ile kıyısal alan potansiyelinin belirlenmesi gerekmektedir. Kıyı kentlerinin şekillenmesinden, kentlilerin belli başlı rekreatif ihtiyaçlarına ve hatta kent ekosistem hizmetlerinin arttırılmasına yönelik önemli işlevi olan kıyısal alanların planlanması gerekmektedir. Bundan dolayı, kıyısal alan planlamalarında kullanım kapasitesine göre değerlendirilme yapılmalı ve maximum kullanıma göre planlanma kararları alınmalıdır. Kentlerin gelişim ve planlanmasında etken rol oynayan afetler ve bu afetlere karşı yönetim planlarının oluşturulması gerekmektedir. Özellikle kentlerimiz, deprem, seller ve teknolojik kaza gibi risklerle karşı karşıya olan derin tehlike havuzlarıdır. Doğa koşulları ve genel korunmasızlık ortamı dışında Türkiye kentlerinin yüksek riskler göstermesinin birçok nedeni vardır. Bunlardan biri hızlı kentleşme ve kentsel büyümeye odaklanmış imar düzenlemeleri, risk azaltma yöntemlerini içeren planlama yaklaşımı ve pratiğinden uzak kalmış olmaktır. Afet yönetimi konusunda yapılacak çalışmalarda, yapı sağlamlığı ile kentsel ve bölgesel planlama ölçeğinde düzenlemelerin yapılmasına önem verilmelidir. Afet olayları jeolojik ve jeotektonik kökenli (depremler, volkanlar, heyelanlar, kaya düşmeleri vb.) ya da meteorolojik kökenli (fırtına, çığ, kuraklık, su baskınları, yer altı suyu yükselmeleri vb.) olarak meydana gelmektedir. Özellikle iklim değişimi ile birlikte meteorolojik kökenli afetlerin oluşumu ve şiddeti artmaktadır. Amaç: Bu çalışma kıyı kentlerinde meteorolojik kökenli afetlerin kıyısal alan kullanımlarındaki etkisinin azaltılmasına yönelik peyzaj tasarım ve uygulamalarının incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Kapsam: Bu çalışmada; atmosferde yaşanan olayların kısa ya da uzun vadede uç seviyelerde oluşması meteorolojik kökenli afetlerin kıyısal alan kullanımına etkileri ve etkilerinin azaltılmasına yönelik peyzaj tasarım ve uygulamaları araştırılmıştır. Sınırlıklar: Yersel ve zamansal veri kaydı tutulmadığından, inceleme ve değerlendirme mevcut görüntü, söyleşi ve haberler üzerinden gerçekleştirilmiştir Yöntem: Araştırmanın yöntemi; literatür taramaları ile su kıyılarının kent ve peyzajına katkılarının incelenmesi, meteorolojik afet nedenlerinin belirlenmesi ve araştırma alanıyla ilgili verilerin toplanması; araştırma alanına ilişkin doğal ve kültürel verilerin aktarıldığı; iklimsel kriterler ışığında kıyısal alan kullanımında afet riskinin dikkate alındığı düzenlemelere peyzaj planlama ve tasarımı açısından görüş ve önerilerin sunulduğu değerlendirmeleri kapsayan çalışmalarından oluşmaktadır. Bulgular: 28.07.2017 tarihinde Kuzey Marmara bölgesinden gelen şiddetli yağış ve dolu Çanakkale’nin Lapseki ilçesinde yaşayanlar için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplara neden olmuştur. Yaşanan bu olay meteorolojik kökenli bir afet olup; Lapseki ilçesinde normal yaşamı ve insan faaliyetlerini kesintiye uğratarak olumsuz etkilemiştir. Ev ve iş yerlerinin yanı sıra ekili tarım arazileri sağanak yağıştan zarar görmüştür. İşyeri sahipleri ve vatandaşlar sağanak yağışa hazırlıksız yakalanmıştır. İlçe stadyumundaki tribünlerin bir kısmında çökmeler meydana gelmiştir. İlçenin şekillenmesinde etkili olan Bursa-İzmir karayolunda su baskını nedeniyle ulaşım sağlanmamıştır. Kıyısal alanda bulunan kordon boyunda yer alan rekreasyon alanları dalgalar nedeniyle zarar görmüş olup bu kısımda yer alan işletmelerde büyük zarar yol açmıştır. Fırtınada ilçenin yeşil dokusunu oluşturan bazı ağaçların kökünden söküldüğü bazılarının da dallarının kırıldığı gözlenmiştir. Sonuç: Kıyısal alan kullanımı ve taşıma potansiyelini olumsuz yönde etkileyecek alanlarda yapılaşmalara izin verilmemelidir. Sel, kuraklık, taşkın gibi meteorolojik kökenli afetlere zemin hazırlayan yanlış uygulamalara yasal önlemler getirilmelidir. Ülke genelinde meteorolojik kaynaklı afetler için tahmin ve uyarı sistemi geliştirilmeli ve afet öncesi, sırası ve sonrası için önlemler paketi hazırlanmalıdır. Türkiye’de meteorolojik kaynaklı afetler olaylarının meydana geldiği kritik nokta ve alanlar belirlenmeli, düzenli olarak meteorolojik gözlemleri sağlanmalıdır. İklimle uyumlu planlama ve tasarım: güneşlenme, rüzgar yönleri, ısı, nem, yağış gibi iklimsel faktörlerin kentsel planlama ve tasarımında İklimle uyumlu çalışmaların yapılması sağlanmalıdır. Bitkisel uygulamalarda ekolojik yönden sürdürülebilirlik ilkesini temel alan tasarımlar yapılmalıdır. Bu kapsamda bitkisel tasarım çalışmalarında geniş çim alanlar ve mevsimlik çiçek parterleri yerine fazla bakım gerektirmeyen, çok yıllık, doğal yapıya uygun yerel bitki kullanımları tercih edilmelidir. Kıyı kentlerinin kıyı uzunluğunu dikkate alınarak kıyısal alanın planlanması aşamasında belli bölgelere ayrılması ve sağlanmalıdır. Böylece planlama açısından daha detaycı çözüm önerileri oluşacaktır. Kıyısal alanda yapılacak düzenlemelerin insan – su ilişkisini yok etmemesine özen gösterilmelidir. Kıyısal alanda planlama ve tasarım topografik yapı ile uyumlu olup eğim, bakı yükseklik gibi verilerin vista noktalarının belirlenmesinde ve rekreasyon alanlarının tasarımında etkin şekilde kullanımı sağlanmalıdır.

Yazarlar: Alper SAĞLIK, Emre ÖZELKAN, Gizem ERTÜRK ŞILAK, Elif SAĞLIK, Abdullah KELKİT